Sn. HASAN EPİRDEN’ i ANLAYABİLMEK İÇİN, ( 1 )

Sn. Epirden, 4.12.2011 Tarihinde okuyucuya sunduğu “İSVEÇ BİZDEN DAHA DEĞER BİLİRMİŞ”  başlıklı yazısında beni unutmamış ve  manşetlere taşımış. İşte benim gerçek dostum bu.

Sizler;

İster “Dost acı söyler”,

ister “Dostun attığı taş baş yarmaz”,

ister “Dostunu överken yerecek yer bırak”,

ister  “Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur”

ister “ Dost dostun ayıbını yüzüne söyler” 

ister  “Dostlar başından ırak” deyin.

Veya başka farklı bir şeyler söyleyebilirsiniz.

“Eski dost düşman olmaz.”

“Kusursuz dost arayan dostsuz kalır”

“Dostluğu bitirenler gerçek dost olamazlar”

 Ne derseniz deyin, Ben Hasan Epirden’i çok seviyorum. Beni manşetlere taşımakla kalmamış bir de yakışıklı resmimi koymuş. Artık ben de kendimi meşhur sayabilirim. Sağ olasın Hasan Kardeş. Bu iyiliğini unutmayacağım.

Ancak benim bu iki manşet yazıda da çözemediğim, anlayamadığım bazı noktalar var.

Önce “Hançer beni sobelemiş” manşetindeki yazısını ele alalım.

Sn. Epirden, uzun uzun kah dağdan , kah bağdan yazdıktan sonra,  yayınlamadığı benim yazım için diyor ki;

 “Nasıl da sobeledim seni ?...” diyor… Çocukluk günleri gelmiş aklına belli, belki de heveslenmiş?...

Bu sobe konusu çok ilgimi çekti. Geriye dönüp Sn. Epirden’nin yazılarına sırayla baktım:

1)      “Yorumları Yorumluyorum” (10.11.2011 ). Yaklaşık 80 (seksen) yorum var benim hiç yazım yok.Sus-pus, olay yok.

2)      “Yankılar” ( 16.11.2011 ).  Sadece “ bitmeyen logo” 16.11.2011 yazımda tek bir bilgi aktarmam var. 11 Yorumda Sn.Epirden ile yazışmam yok.

3)      “Dünya Sultanları Konuşuyor” (20.11.2011).  35 Yorum var ve Sn.Epirden’in benle yazışması yok. Rumuz da olsa “Talha”ile,  arkasında bir insan var  diyerek yazıştık. Kısaca Hasan Epirden ile muhatap olmadık.

4)      “İşte Bu Olmadı” (27.11.2011). Yaklaşık 40 yorum var. Bir çok yazıdan sonra, 14.üncü Yorum, bana ait ( kırmızı ) çok kısa bir yazı.  Aynen aktarıyorum;

ARİTUN HANÇER

28.11.2011 22:35:22

Sn.Hasan Epirden, Aşağıdaki sözler hiç etik değil. Neticede Hepimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı ile Eşi. Kısacası daha dikkatli olmalıyız. Yanlarındaki KİŞİ parmakla ne iş yapıyor?

 “First Lady”miz (!) her zaman olduğu gibi üstü kaval, altı şişhane bir kıyafetle Kraliçe’nin karşısına çıkmış… Kraliçe tarihi karşılamada şaşkın gözlerle Hayrünissa hanımın tesettürlü kıyafetinin altında giydiği abartılı topuklara resmen kilitlenmiş… ..

İşte olay burada başladı. Bu kadar konu ve yorum arasında yazmadım, kısaca bunu yazdım Sn.Hasan Epirden’e. Hay yazmaz olaydım.Ellerim kırılaydı. Birçok rumuzlar ve Sn.H.Epirden, ben bir yazdıysam onlar bin yazdı. Açıklamalarda bulundum,  zamanlama hataları, tek tek açıkladım.Olmadı. Sonunda Sn.Epirden son yazı olarak 30.11.2011- 19.31, 19.33 de yazdı.İşi “Talha” ya yükleyerek olayı kapattığını sandığı anda tamamen yakayı ele vermişti. Anında yayına giren, üstelik benim yazılarım yayınlanmadan önce cevap yazan “Talha” bir gün sonra yazmış diyecek kadar da aptalca bir şey. Doğal olarak iş burada bitmedi. Ben “sobe, sobe,sobe” vs diyerek iki parça halinde olayı detaylı olarak yazı yolladım. Bu yazının içeriğinde “sobe” den bahsettim, ve kendini nasıl sobelediğimi yazdım. Fakat her nedense bu yazılarım buraya  aktarılmadı. Önceleri yazım neden “okey”lenmedi diye yazmak istedim ama, “Dostumu” üzmemek için vaz geçtim. Dört gün geçti.yazı ortada yok. ( şu anda da yok.). Acaba yazım mı gitmedi?, bilgisayar kullanımı hatası mı yaptım diye düşünmeye başladım. Beklemeye karar verdim.

04.12.2011’de G.Saray-BJK müsabakası öncesinde alt lobi de Cem Kartal ile ayaküstü konuşurken karşılaştık,selamlaştık ve hatta” Beni sobeledi” diyerek espri yaptı. Anladım ki yazım ulaşmış ve okunmuş. Belli ki yazıyı okuduğunu vurguluyor ve esprisini yapılıyor. Cevaplamadım. Kısacası Sn.Epirden yine “SOB-SOBE-SOBE” olmuştu    Kendi kendime bu bana yeter dedim. Tekrar üstünde durmama, sorgulama ve cevap yazmama kararı aldım.

Ancak Sn.Epirden durmak istemiyor. 04.12.2011 saat 22.30’da yazısını yazmış ve

“ HANÇER BENİ SOBELEMİŞ ?... “ manşetini koyarak akla hayale gelmeyen bir yazı yazmış, paragrafın sonunda da,

“... “Nasıl da sobeledim seni ?...” diyor… Çocukluk günleri gelmiş aklına belli, belki de heveslenmiş ?... “

“Bu yaşlarda sıkça rastlanan bir sendrom ?...”

diye de yazıvermiş.

Sayın okurlar, şimdi ben  Sevgili HASAN Kardeşimi NE YAPAYIM?

Ortada benim yazdığım  “ sobe” yazıları yok. Sayfaları tarıyorum yok. Peki, BU  “HANÇER BENİ SOBELEMİŞ ?” yazısı neyin nesi? Yayınlayamadığı/yayınlamadığı sobe yazıma cevap olarak  yazıyor ama, yazı ortalıkta yok. Üstelik benim için  yaş sendromundan bahis ediyor. Herhalde yaşlılık sendromuna yakalanan kendisi. Çünkü yazının varlığının ortada olmadığından, sakladığını unutmuş,yayınlamadığından haberi yok. Yayınlamadığı yazıya atıf yapıyor. Gizli yazı neredesin ortaya çık.

Sn. Epirden, bu yazılar Okuyuculardan  neden gizleniyor ve aktarılmıyor? Aktarılmayan bir yazıya ne hakla manşet atıp cevap yazabiliyorsunuz? İşte gerçek yaşlılık sendromu içinde bir kişi. Üstelik etik değil. Kardeşim Hasan, önce yazıyı okuyucuya sunun, okuyucu da nasıl sobelendiğini görsün öğrensin. Ondan sonra;

“ HANÇER BENİ SOBELEMİŞ ?... diye manşet yap ve yazı yaz.

Sen yaşlılık sendromu içindesin de haberin yok, üstelik başkalarına yaşlılık sendromu diyorsun.

Bakarsın “Talha” ve dörtler itiraz eder onlar da seni  sobeler.

Kısacası Sn. Epirden bu kez mutfakta, “SOBE-SOBE-SOBE-, oluverdi.

Durum 2-0.

Bana çocukluk günleri aklına gelmiş diyor ama, herhalde, KENDİ çocukluk günleri  AKLINA gelmiş, mızıkçılık yapıyor. Sn Hasan Epirden “SOBE” İÇERİKLİ YAZI NEREDE? Siz neden bahsediyorsun? Hani sansür yoktu? Hani hemen “okey”liyordun? Kaç yıl geçti aradan….. ortada okey yok. Eğer Hançer önceden Sizi sobelemiş ise, yazısı nerede yayınlandı?

Sn. Epirden benim için, “Hançer bey keşke yarattığı bu saçma sapan kaosa ayırdığı zamanı daha hayırlı mevzulara ayırsa ?... diyeceğine. Kendine söyle.

“ Hasan bey keşke yarattığı bu saçma sapan kaosa ayırdığı zamanı daha hayırlı mevzulara ayırsa.”

VE yazılım, “Sobe” konusuyla, manşetle uyuşmayan,  ilgisi olmayan bir süre konulara girmiş. Çorba eksildikçe çorbaya su kat ve  tekrar masaya koy.

Olmadı Hasan Kardeş hem de hiç olmadı. Ne yaparsan yap, Seni sevmeye dikkat edeceğim.

Önemli not…1.:  “DÜNYA SULTANLARI KONUŞUYOR” Yazıdaki aşağıdaki aktarım saatlerine dikkat ediniz. Benim yazım, saat 10.29.50 de yazıldı. Muhteşem dörtlü ise 13:36 dakika sonra cevap yazıldı. Ancak benim yazım bu saatlerde ekrana gelmemişti, çok sonra ekrana okeylendi. Muhteşem dörtlünün mutfakta ne işi var? Sakın “Talha”nın yazısı için dediğin gibi, bir gün öncesi için yazdılar deme.

 Aritun Hançer

23.11.2011 10:29:50

CEVAPLAR GEÇİKTİ...? Sorun mu var? A.HANÇER

  Tolga, Barış, Kerem, Cüneyt

23.11.2011 10:43:14

BU NE YA? BURASI KİŞİSEL ATIŞMA YERİMİ? İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ YAPMAZ BUNU. GİDİN AŞKA YERLERDE HALLEDİN DOĞRU MESELELERİNİZİ. HANÇERLEMEYİN BU SAYFAYI.

2.- Aşağıdaki bilgiyi okuyucuya duyurmak için “yorumlara” iki kez yolladım, başka yorumlar gibi bu da  yayınlanmadı.

Saygıdeğer Voleybolx sevenleri,

Sn.H.Epirdenin üstteki yazıda benim için iki manşette ele aldığı konulara  cevap hazırlayıp ( iki adet ) voleybolx' de yayınlamak için çalışıyordum. Ancak, voleybolum.com yeni adı ile,  www.voleybolum.net  ve www.voleybolum.org ' unyayın hayatına yeniden geçmesi nedeniyle ve destek olmak amacıyla bu yazımı orada da yayınlamayı düşündüm.

Tekrar görüşmek üzere.

3.- Sn. Korhan’la görüştüm, Sn. Hasan Epirden’in yazıları yayınlamak istediğini söyledi. Üç kez telefonla aradım ulaşamadım. Geri dönüş de almadım. Tahminim bu yazı sadece www.voleybolum.net   - www.voleybolum.com  da yayınlanacak.  Gecikmeler bu nedenle oldu.

Hayırlı mevzuların cevabı yazının devamı ( 2 ) de.

(  DEVAMI  VAR  )

 

SAYGILARIMLA,

A.HANÇER

NOT: Sn. Hasan Uğur Epirden' in ilgili yazılarını okumak için www.voleybolx.com