Sn. Saygun Keskin’den

YENİ YIL’da “HİCİVLER”

 

Sn. Saygun Keskin, uzun bir aradan sonra, voleybolmagazin.com’da “YENİ YIL” yazısı ile okuyucunun karşısına çıktı. Bir tek cümlelik ve noktası olmayan, bol virgüllü tek paragraflı, uzun bir cümleli yazı.

Cümlenin sonunda da,

“….yeni bir yıl temenni eder hepinize sağlıklı,mutlu, başarılı, bol şanslı ve huzur dolu içinde her zaman Voleybol olan uzun yıllar dilerim.”

Şeklinde temennileri ile yeni yıl kutlaması.

Yapıtı birkaç kez okuduktan sonra, dikkatle yazıyı virgüllerden, satır başlı olacak şekilde tek tek ayırarak yazıcıdan da çıkış aldım ve bu kez tekrar okumaya başladım. Acaba Sn. Keskin’i nasıl anlamam ve nasıl yorumlamam ve nasıl değerlendirmem gerektiğini düşündüm. Bu da çok da zamanımı aldı.

Bu çalışma beni lise yıllarımdaki nur içinde yatsınlar, edebiyat öğretmelerim “Necdet Bey”e, “İbrahim Bey” ‘e kadar aldı götürdü. Bizlerin de konuyu çok sevmemizden olacak ki, “HİCİV” konusunu çok iyi işlemiştik. Gel zaman git zaman, kısmet bu güne imiş, bu kez de Sn. Saygun’un yazısı çıktı karşıma, Her ne kadar şiirsel şekilde yazılmamış düz yazı olsa da, tam bir “HİCİV” örneği. “NEFİ”’den feyzalmış.

Doğal olarak bu hicivden ben de nasibimi aldım.

“Sayın Hasan Epirden ile Hançer ağabeyin karşılıklı atışmayı bırakarak bizlere daha güzel bilgiler aktaracağı,” şekline hiciv ile anıldık.

Aslında ben yazılarımda hep bilgilendirmeyi, bilimsel araştırma ile okuyucuyu aydınlatmaya çalışıyordum, meğerse Sn.Keskin bunu “atışma” olarak algılıyormuş ve “hiciv” yapmak istemiş. Canı sağ olsun. Yazının tamamını virgülden virgüle ayırt ederek okumanızı öneririm. Sayın Saygun Keskin' in irdelediğim yazısını tek tek yoruma açmak istemiyorum.

Madem konu “ HİCİV” ve “NEFİ”, bu konuda internetten, kitaplardan, ansiklopedilerden, bir şeyler alarak aktaralım ki Sn. Keskin Kardeşimin yazısı boşa gitmesin.

Hiciv sözcüğü geniş anlamıyla, kişisel, siyasal, dinsel, ahlaki ya da edebi hiciv, büyük bir biçim çeşitliliği gösterir, kısa parçalar ya da uzun şiirler, düzyazı türünde, düzyazı-şiir karışımı yapıtlardır.

Türk edebiyatında genellikle nazımla hiciv yazma geleneği yaygındır. Bu yoldaki şiirlere divan edebiyatında ve daha sonraki aydın kesim edebiyatında “hicviye”, halk edebiyatında “taşlama”, günümüz edebiyatında “yergi” denmiştir.

Cumhuriyet dönemi Nazım Hikmet ( 1902-1963), Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hamdullah Suphi, Peyami Safa ve Süreyya Paşa aleyhine yazdığı ünlü yergileri, Şairin “PORTRELER” (1935) adlı kitabında toplanmıştır. Vs.

 

Herhalde bu gibi edebiyat yapıtlarına son olarak da, Sn. Saygun Keskin’in bu “HİCİVNAMESİ” ni de ekleyebiliriz.

 

Nef’i için çok şeyler bulup okumanızı tavsiye ederim.

Nef’i Hiciv Örnekleri

Şair Nef'î Efendi, Saraydakilerle alay eden şiirler söyler, yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekerdi... İşte bunlardan biri de Vezir Tahir Efendi idi. Ona da hakaret ettiğinden, Tahir Efendi Nef'î'ye "Kelb" (köpek) demişti. Nef'î de hemen bir şiirle ona cevab verdi:

"Bize kelb demiş Tahir Efendi

İltifatı bu sözüyle zahirdir

Maliki'dir benim mezhebim zira

İtikadımca kelb, tahirdir..."

Şeyhülislam ikaz etti!

Zamanın Şeyhülislamı onu ikaz etmiş, bir Müslümanı kötülerken aşırı gidilirse küfre düşülebileceğini söylemişti. Nef'i de buna karşılık olarak;

"Müftü efendi bize kâfir demiş

Tutalım ben O'na diyem Müslüman

Lâkin varıldıkta ruz-ı mahşere

İkimiz de çıkarız orada yalan..."

diyerek cevap vermişti...

Daha sonra tahta çıkan Sultan 4. Murad Han onu Başkatipliğe tayin etti, fakat kimseye ilişmemesini söyledi. Her ne kadar Nef'î, Padişaha bu konuda söz verse de, yaradılışı icabı, kalemini durduramayıp Sadrazam Bayram Paşa hakkında bir hicviye yazdı:

"Gürcü hınzırı, a samsun-ı muazzam, a köpek

Nerde sen, nerde sadrazamlık, a köpek

Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun

Bir senin gibi deni cehl-i mücessem, a köpek..."

Nef'î (Ömer), (1572-1635) ünlü 17. yüzyıl Dîvân şairi. XVII. yüzyıl ve bütün Türk edebiyatının en büyük kaside şairi olarak tanınan Nef'i, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.

1572 yılında Hasankale'de doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söze ederler. Babası ülkesinin etrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir.

Gerçek ismi Ömer olan Nef'î, kaynaklarda Nef'i Ömer Bey adıyla anıldığı gibi mührüne kazdırdığı beyitte de Ömer adı görülmektedir.
Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Fars edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef'i Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

Padişah 1.Ahmed zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları 2.Osman ve 4.Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile ünlü olan Nef'î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti.

Dönemin müftüsü Nef'i yi öven ancak içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir kıt'a söylemiştir.Kıt'a:

"Şimdi hayli sühanveran içre,

Nef'i mâ'nendi var mı bir şair,

Sözleri Seb'a-i Muallakadır,

İmre-ül Kays kendidür kafir."

Nef'i de buna karşılık olarak;

"Bize kâfir demiş müftü efendi,

Tut ben diyem O'na müselman.

Yarın vardıkta ruz-ı cezaya,

İkimiz de çıkarız orda yalan."

diyerek cevap vermiştir. Ayrıca kendisine boşboğaz köpek diyen Tahir Efendi'ye

Bize Tahir Efendi kelp demiş,

İltifatı bu sözde zahirdir.

Mâlikî mezhebim zira,

İtikadımca kelp tahirdir.

diyerek dolaylı bir yoldan köpek diyerek karşılık vermiştir.Zira maliki mezhebince köpek temiz kabul edilir ve dokunulması halinde abdest bozulmaz."Tahir" de "temiz" demektir ve o dönemde "tahir" kelimesi "temiz"den daha popülerdi. Devlet büyükleri hakkında bu kadar sert hicivler yazmasına rağmen uzunca bir süre 4.Murad tarafından korundu, daha sonraları 4.Murad kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah 4.Murad'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazında denize atılmıştır.Halk arasında Nef'i efendinin ölümü hakkında şöyle bir rivayet geçmektedir: Nef'i çok iyi bir şair olduğu için infazından vazgeçilmiştir.Padişaha gönderilecek belge yazılırken Nef'i de oradadır.Belgeyi bir zenci yazmaktadır ve kâğıda mürekkep damlatır.Nef'i de bu olay üzerine "Mübarek teriniz damladı efendim" diyerek yaşama şansını kaybetmiştir.

Çalışmaları
Nef'î hiç kuşkusuz, hiciv dendiğinde Türk edebiyatında öne çıkan isimdir. Onu ölüme sürükleyen hiciv edebiyatında çok başarılı olduğu aşikâr. Hicvin yanı sıra övgü edebiyatıyla da göz doldurmuştur, bugün dîvân edebiyatının en beğenilen kasidelerinden bir çoğu onun eseridir. Yazdığı kasideler güçlü tekniği ve değişik ahenki ile fark yaratır. Zaman zaman kasidelerinde gördüğümüz aşırı süs ve abartılar bile, güzel ahenki ile sunîlikten uzak doğal bir havadadır.

Ölüm Sebebi [değiştir]Nef'î'nin ölüm sebebi o zamanın sadrazamına hiciv yüklü şiirler sunmuştur. Nef'i'nin özelliği övdüğü kişiyi göklere kadar çıkaran yerdiği kişiyi yerin dibine sokan bir kişidir.İkisinin ortasını yakalayamayan bir kişidir.Dönemin padişahı 4.Murad Nef'i'yi çok beğenmiş şiirlerini çok sevmiştir.4.Murad'la bir çok dialogları aralarındaki samimiyeti gösterir.Fakat sadrazama yazdığı hicivleri sadrazam doğal olarak kaldıramaz ve öldürün bu kafiri der.Fakat 4.Murad bunun yapılmasına izin vermez.Ordu sefere çıkar ve çıktığı seferde Osmanlıya göre güçsüz devletle karşı çıkılan bir seferdir ve Osmanlı ne kaybeder ne de kazanır.Bu olayın üzerine seferden dönen 4.Murad çok sinirlenir ve bu konu üzerine sadrazama 4.hicvini yazmıştır.Çok keskin zekaya sahip olan Nef'i bu şiirinde de bakıldığı zaman övdüğü düşünülen fakat aslında yergi yapılan bir şiirdir.Sadrazam yine öldürmek ister fakat 4.Murad'ın izin vermeyeceğini bilir.4.Murad sarayı bahçesinde yürürken Nef'i sadrazama yazdığı 4.hicvi padişaha uzatır,padişah okur ve beğenir.Tam bu sırada padişahın yakınına yıldırım düşer bunun üzerine sadrazam Nef'i uğursuzdur onun yüzünden ölüm tehlikesi geçirdiniz demiştir ve zaten sinirli olan padişah 4.Murad Tiz kellesi vurula! emrini verir ve Nef'i öldürülür. Ancak gerçekte Osmanlı sarayında dönen entrikalardan ve bunu yapan kişilerden rahatsız olduğu için hicve yönelmiş ve hicivlerinden rahatsız olan kişilerin lobisi sonucu idam edilmiştir. Ya da Padişah için ağır bir hicviye yazması, ona mal edilmesi yüzünden saray odunluğunda öldürüldü, cesedi denize atıldı.

Ölümünden sonra Nef'i için şöyle denmiştir ;

Gökten nazire indi Siham-ı Kazasına

Nef'i diliyle uğradı hakkın belasına.

Burada belirtilen Siham-ı Kaza adlı eser Nefi'nin hicviyelerini topladığı kitabının adıdır ve Kaza Okları anlamına gelir. Eser bir mecliste okunurken toplantının yapıldığı yere yıldırım düşer. O sırada mecliste ki şairlerden biri bu beyit’i söyler.

Umarım ki; Sn Saygun Keskin  yazısındaki aşağıdaki kısımlar, “hiciv” dışındadır. Yoksa “NEDİM” den de ve “KURTARANDAN” çok çekeceği var.

a)……erkek voleybolunu daha iyi yerlere getirmek için sevgili Nedim ağabeyin düzenleyeceği bir toplantıda değerli erkek takımı antrenörlerimizin toplanarak çözümleri tartışacağı (tabi ki izin alarak),

b)…..yazılarımın altına yorum yazan değerli arkadaşların Kurtaran Mumcu takıntısından kurtulacağı,

c)  Ve tekrar umarım ki, bu yazılımlar.

“Teşbihte ( temsilde) hata olmaz.” Olarak kabullenir. İşin sonu “NEFİ” gibi olmaz.

 

 

Saygılarımla,

A.HANÇER

05.01.2012

Not…: İsimlerin, Şiirlerin yazılımlarında ufak, harf,kelime hataları olabilir.