SON ÇAĞRI

 

Saygıdeğer Voleybol Ailesi;

 

1996’ dan sonra bir çok kez yazdığım, son olarak da 2004 yılında www.voleybolum.org da yayınlanan ve halen sitede duran bir yazımı tekrar, hiç değiştirmeden, Sizlerle paylaşma gereğini duymaktayım.

 

Federasyon seçimleri öncesi ve sonrasında yazılanlar Türk Voleyboluna zarar getirmekten başka bir işe yaramıyor.

 

Herkesin öncelikle hangi konumda ve yetkide yazabileceğini iyi bilmesi gerekir. Bilhassa internet ortamında ve onun devamı yorumlarda Kişiler, hangi ilkelerle hareket edeceklerine çok dikkat etmeleri gerekir. Neticede söylenen yazılan her şey, her söz kişilerden çok voleybolumuza getireceği zararları ile voleybolun geleceğine ZARAR verecektir.

 

Bugün yazdım, yarından bana ne diyemeyiz.

 

Not ……: BU YAZIM BÜTÜN SİTELERİN KULLANIMINA AÇIKTIR.

 

 

SAYGILARIMLA,

A.HANÇER

16.10.2012

 

 

 

VOLEYBOL AİLESİNDE TARTIŞMAK, ELEŞTİRMEK VE YARGIDA BULUNABİLMEK,

 

Voleybol Federasyonunun veya kurullarının istedikleri gibi düşünüp, istedikleri gibi kararlar alıp uygulamada da özgür olduklarına olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu kurum veya makamlara hiç bir şekilde karışılamaz ve eleştirilemez.

 

Federasyon ve kurulları kendilerine verilen veya tanınan süre içinde istedikleri gibi düşünmek, istediği gibi program yapmak, çalışmak ve kendi uygulamalarında özgür olmaları gerektiği kanaatindeyim. Federasyon yönetimine veya kurullarının hiç birine, biz dış eksende bulunanlar karışamayız, karışmamalıyız, eleştiremeyiz ve eleştirmemeliyiz. Çünkü bu Federasyon hepimizin Federasyonu, bu kurullarda hepimizin kurulları, Milli takımlar hepimizin Milli takımları, bu voleybol hepimizin voleybolu.Bu görüşümün, benim konumumdaki antrenör, hakem seyirci vs. yi de kapsadığını da belirtmek isterim.

 

Basın ve bilhassa voleyboldaki faal üst kuşak ile kurulların kendi içlerindeki tutum ve davranışlar bunun dışında olmalı. Bu kesimdekiler kendi konumları gereği toplumun dinamiği, doğru haber alma, bilinçlendirmesi gibi konulardan doğan sorumluluklarından dolayı eleştiri yapmakta ve karışmakta hür olmaları gerekir. Bu guruplara belirli kısıtlamalar getirilemez veya yasak konamaz. Çünkü Onlar voleybol ailesinin birer üst yapısı ve doru yön ibresi olarak eleştirmek, tartışmak, nesnel yargılarda bulunmak zorundalar. Eğer bu iki gruba yapılacak baskı, sindirme ve uzaklaştırma gibi tavırlarla karşılanması ise voleybola büyük zarar getirir. Çünkü onlar doğru olanı ancak tartışmak, eleştirmekle elde ederler.

 

Benim açımdan burada yanlış anlaşılmamasını kesinlikle istemediğim önemli bir konuda sizlere şimdi görüşlerimi sunuyorum.

 

BİLİNE Kİ ! ve DERİM Kİ.... ve YANLIŞ ANLAŞILMASIN Kİ..

 

Sadece “eleştirilemez ve karışılamaz ” diyorum.

Öğüt verilemez,

Yol gösterilemez,

Öneri getirilemez, bilgi aktarılamaz,

Araştırma sunulamaz DEMİYORUM.

 

İŞTE BUNU YAPARKEN benim konumumdaki gibi, herkesinde “ nesnel” olması gerekir.

Burada,

A)      Ön yargıların,

B)      Dostlukların,

C)      Düşmanlıkların rüzgarına kapılmamamız anlamına gelmeli.

İşte, öğüt verirken, yol gösterirken, bilgi aktarırken, araştırma sunulurken, öneri sunulurken,

A)      Keyfe bağlı yargıda bulunmamak,

B)      Salt değerlendirmekle yetinmeyip, daha ileri giderek, yapıtı ( öneri, öğüt, yol gösterme  vs.)

a)      açıklamaya,

b)      anlaşılır kılmaya,

c)       derinleştirmeye,

d)      genişletmeye,  çaba sarf etmek gerekir.

 

Doğal olarak benim ve benim konumumda olanlarda, kişisel olarak bir voleybol bilgileri, antrenman tecrübeleri, idari konularda, yönetmelik planlama gibi konularda görüşleri olabilir ve olmalıdır.

 

Bu bilgi dağarcığım ile bu görüşlerimin ötesini bulmaya, yaratmaya çalışan biri olmak gerekir. Bilgim, inançlarım ve sevgilerimin değişmez yanlarından güç alarak, ilerlemeye, derinleşmeye, genişlemeye doğru kendimizi yükseltmemiz ve voleybolu yükseltmemiz gerekir. Başkalarının fikirlerine veya voleybol ailesinin ortak ve özel sorunlarını içeren bir olay veya sorunların görüşlerine karşı duyarlı olup bu gündemin çözümü içinde ben de bağımsız olarak konuyu ele alıp önerilerimi tavsiyelerimi, öğütlerimi, araştırmalarımı bilgimi sunarım. Yanılmamaya, ölçütleri şaşmayacak ve her olayı nesnel olarak değerlendirmeye alabilmek için bütün olanaklarımı zorlarım. Bu zorlamada yetersiz kalıp yanlış yollara saptığım olur ve olabilir. Öncelikle hata yapabileceğimi kabul edip, kesin konuşmadan yargılarımı hangi yöntemle ulaşmış olursam oluyum, kimse de beni ahkam kesmekle suçlayamaz. Hal, hareketlerimin “ahkam kesmek” olarak algılanması dışında başka bir şık da, ( bu başıma çok gelir) açıkladığım görüşlerimi “önemsemediğini” söyleyenler de çıkar. Bu kişiler eğer kendileri bu gündemdeki konuyu ele alıp araştırma yapmıyor ve düşündüklerini söylemiyorlar ise, bu beni önemsememelerini göstermez, veya önemsememek denmez, tam anlamıyla “İLGİSİZLİK” denir. Kısacası her iki durumda da, (ahkam kesme-önemsememe) bu insanlar görevlerini yapmıyorlar sayılırlar. 

 

Önerilerimde, öğütlerimde ve yol gösterme de konuları enine boyuna incelerim sonunda, nedenleri ve niçinleri, dayanakları ortaya koymaya çalışırım. Kısacası önerileri, öğütleri ve yol göstermelerimde öznel değil, nesnel yargılara ulaşırım. Kesinlikle uzun boylu düşünmeye gerek görmeden “iyi” yada “kötü” ayırımı yapmam veya peşin fikirli olarak bastırmam. Bazı kişiler ve arkadaşlarım gibi genel yargılar  verirken açık kapı bırakmam. Kısacası “ustalık” gösterme gibi bir yöntem kullanmam. Örneğin “ birkaç arkadaş, bazı antrenörler, belirli Federasyon başkanları dışında, bazı kulüpler vs vs " gibi, sözler kullandıktan sonra “hepsi voleybolu ileri götürecek fikirlerden yoksun” demem. Ustalık yöntemi kullanmam. Bu tutumumdan dolayı da beni çok eleştirirler ama ben yinede ustalık yöntemi kullanmam. Eğer bu şekilde yaparsam her biri kendini, “birkaç arkadaş, bazı antrenör, belirli FED başkanı, bazı kulüpler” içinde veya arasında görürler ve ben de doğabilecek tepkilerden kaçmış, dostlara da göz kırpmış olurdum. Bu davranış şekli ve yöntemi bazıları için geçerli olabilir ama ben böyle bir yöntemi kullanmamaya dikkat ederim.

 

Aklımdan geçen her şeyi, sözü, yazıyı, düşünür ve araştırırım, yararı olur mu olmaz mı? Değerlendiririm. Aynı şekilde karşımdakilerin kini veya beni ilgilendiren her konuyu bu şekilde değerlendiririm. Bunu da yaparken konuları tek tek ele alıp yazmaya düşünmeye araştırmaya başlarım. Bu da çok zamanımı alır.

 

İşte burada harcadığım zamanı,maalesef arkadaşlarım bu yöntemi, sıkıcı, yorucu ve boşa harcanan zaman olarak görürler. Aslında bence onların yaptığı ve olayın adı “TEMBELLİKTİR”. Zora gelmek istemezler. Voleybol ile ilgili kitapları okumak, yazmak, antrenman konusunda araştırma yapmak, uzun iş gibi gelir onlara. Tembellik yaptıklarının farkında bile olmazlar.

 

Ama bir konuda benim yaptığım şekilde davranmış, tam tersini yapmış ve karşısına bir öneri, bir öğüt, yol gösterme ile gelene ise her türlü sözü söylemeye ve sıfatlar koymaya başlarlar.

 

-         Sivri dilli,

-         Ukala,

-         Çok bilmiş,

-         Acımasızca eleştiren,

-         Ahkam kesen,

-         Sen kim oluyorsun,

-         Haddini bilmeli,

-         O hep öyle yapar,

-         Saygısız vs. vs.

 

Bazılarımız bu sıfatları almamak için sessiz kalabilirler. Ama ben, insanların Voleybol ailesi içinde, tartışmak, eleştirmek ve  yargılarda bulunmak zorunda oldukları gerektiği kanaatini halen taşıyorum. Eğer bu konumda değillerse, yukarda açıkladığım gibi en azından,

 

Öğüt verebilmeli,

Yol gösterebilmeli,

Öneri getirebilmeli, bilgi aktarabilmeli,

Araştırma sunabilmeli, vs.

 

DİYORUM.

 

Çünkü bugün, Voleybol Ailesinin bunlara, çok ama çok ihtiyacı var.

 

SAYGILARIMLA,

ARİTUN HANÇER

24.11.2004