SAYIN VOLEYBOL MAGAZİN YORUMCULARI 

 

Sn. Bal ÇİÇEK şöyle yazmış,

 

Bal Çicek (kınama - 27.04.2012 18:57:23)

Saygun bey ve Hancer beyin yazılarını çok yakından takip ediyorum, bu özgür platformadaki yazıları kayda değer ancak Hançer beye yakıştıramadığım bir kelime ZAVALLI.Saygun bey için kullanmış olduğu ZAVALLI kelimesi çok ayıp oldu.Acaba neden böyle bir kelime kullandi.Bize bunu açıklaması lazım neden? Acaba kendisine ZAVALLI kelimesinin mealini biliyormu? İnsanlar kendisine bakıp sonra diğer insanalara laf etmeliler.

 

Cevabımdır;

Birinci  “Dönüşümün Gerisinde Kalanlar”  yazım genel bir yazı idi. Kişi ismi veya yollamalar yoktu. Zaten “yarası ( yağırı) olanlar gocundu”, yazılar ve yorumlar  peş peşe geldi.

Yazımda  isim vermeden ve kullanmadan – kimileri –birileri için diyerek, “kıskançlar,”kuş beyinliler” ”Efendiler” ”Adam..”.,”Allah akıl dağıtırken vs. vs “lar-ler”  kullanarak yazdım.Sn. Saygun’u KİŞİSEL BİR HEDEF GÖSTERMEDİM.

“ZAVALLI” kelimesini bu yazıda kullandım mı bir kez daha hep beraber bakmamız gözden geçirmemiz gerekir.

 

İkinci yazım ise;

VOLEYBOLCU YAZAR,

SAYGUN KESKİN’ i KURTARMAK,

 

Sn. Saygun Keskin kardeşim son yazısında, “Yazmaya Devam” diyor. Bu beni çok sevindirdi. Bir de yazısının içeriğini okuyup, derinlemesine inceleyip düşündüğümde, sevincim daha da çok arttı.

Artık Sn.Saygun Keskin için,  bu iş  bu kadar uzun sürmesine rağmen söylenecek tek şey var,

“Kaybolmuştu bulundu,

Ölmüştü dirildi.”

 

Yazım böyle başlamakta ve devam etmekte. Acaba bunun içinde ”ZAVALLI” kelimesi var mı yok mu bilmiyorum. Hep beraber bunu da araştıralım.

 

Eğer var ise “özür dilerim”. Yoksa gerisine dilim varmaz. Başkası yazdı veya uydurdu ise, Siz ondan hesap sorun.

 

Adınız gibi BAL olun, ÇİÇEK kadar da güzel. Size bu yakışır.

 

Sn.Kemal Beler ise şöyle yazmış,

 

 

http://www.voleybolmagazin.com/images/yorumIcon.pngKemal Beler (HANÇER BEY - 26.04.2012 21:10:24)

Saygun bey, Yazılarınızı ilgi ile okuyorum.Kısa ve öz yazıyorsunuz.Sizin ve Hançer beyin Altınyurtlulara has edebi bilginizi de hayranım Özellikle Hançer beyin cevabi yazılarını okuyunca edebi bilgimizde gelişiyor. Ancak bir türlü yorum yazamıyorum ilgili siteye.Hançer bey Çanakkale'ye gittimi?Salon gördümü? Kendisi hala geçmişte yaşıyor salon yapılma standartları falan.İnsanlar salon için bir şey söylemedi TVF SALON TALİMATI ile oynanan salonun çelişkili olduğunu yazdılar. ÇELİŞKİ NEDİR (Felsefi) Çelişki kavramı, bir taraftan özdeşlik prensibiyle, diğer taraftan tümdengelim yöntemiyle sıkı bir şekilde ilişkilidir ve bu yüzden doğru düşünmenin, bilimsel düşüncenin merkezinde yer alır. Özdeşlik prensibi: Bir şey ne ise odur. Bir şey aynı şartlar altında kendi kendisinin aynıdır: “ A ; A ” dır. Meselâ taş, taştır, kuş kuştur. Bu prensip, zihin işlemlerinin en esaslı şartı ve diğer bütün prensiplerin temelidir. Bilim de, hükümlerimiz de, akıl yürütmelerimiz de sonunda bu prensibe dayanır. Bir şeyin doğru yahut yanlış olduğuna karar verirken bu prensipten yararlanırız. Özdeşlik prensibinden iki yan prensip daha çıkar: 1) Çelişmezlik prensibi (Tenâkuz / principe de noncontradiction): Şöyle ifade edilir: Bir şey aynı zamanda ve aynı şartlar altında hem var, hem yok olamaz. Yahut bir hüküm aynı zamanda hem tasdik hem inkâr edilemez, yani hem kabul hem reddedilemez. Meselâ, “insan hem canlıdır, hem canlı değildir” diyemeyiz Yani Kısaca; TALİMAT VARSA YOK DİYEMEYİZ. TVF en ince detayına kadar TK ve Play oflların oynanacağı Salonlara ait Talimat yazmış ve yayınlamış.(YÜRÜRLÜK MADDE 3- Federasyon Yönetim Kurulunca hazırlanan bu Talimat, Federasyon ve Genel Müdürlüğün resmi internet sitesinde yayınlandığı 06/10/2010 tarihinde yürürlüğe girer. YÜRÜTME MADDE 4- Bu Talimat hükümleri, Federasyon Başkanı tarafından yürütülür.)

 

Cevabımdır;

Benim birinci yazım genel bir yazı ve içinde de Çanakkale Spor salonu ile ilgili kısım da var. Konaklama ilgili değildi. Nedense BAZILARI onu da bana mal ediverdiler.

28.06.2006 yayınlanan, TVF “Yarışma Talimatı” 5. Sayfada yer alan çizelgedeki 2.500 kişilik salon standardı bulunması çizelgeye dayanarak yazmaya ve de kendine pay çıkarmanın ve Sn. Sn. Keskin’e destek olma amacını taşıyor. Belli oranda da haklı. Yönetmelik var ise uyulmalı. Ben de bu salonun 2.500 kişilik olduğunu iddia etmedim. Eğer yönetmelik 1.500 olsaydı buna patırdı gürültü kopmaz ve herkes de bu turnuvaların kendinde olmasının isterdi. Hatta 1000 kişilikler de isterdi. Gelecekte de, Kimse de 2.500 kişilik salon yapmanın gayreti içine girmezdi.

Sn. Kemal Beler yakalamış bir dava, ya at benim olur ya da hanım diyor. Ben biraz hoş görüden yanayım.

Çünkü;

Sn. Kemal,

Yönetmeliğin hangi amaçlarla ve gerekçelerle hazırlandığını ve hangi hedeflere ulaşılmasının gereğini pek algılamaktan yoksun.

Bu federasyon şöyle veya böyle en çok yönetmelik çıkaran ve uygulamaya çalışan bir anlayışla işlemektedir. Devlet, ülke düzeni de böyle çalışır. Başı bozukluklar, keyfi davranışlar da önlenir. Örneğin TSE, İSO  vs. Ve standartları gibi. Bu standartlar var ama, Şu andaki yaşamımızdaki her türlü ihtiyaçlarımızın ise sadece % 2’si  bu oranda bu standartlara uygun.

Birincisi burada amaçlanan yaşamın kalitesini düzenlemek, ileri hedeflere taşımaktır. Bu da hemen oluşmaz. Zaman içinde kah eğitim, kah zorlama vs. ile bunun sağlanmasına çalışılır.

İkincisi için bu amaçlara erişmek isteyenlere yasal yol açmaktır. Elindekileri geliştirmek.

Üçüncüsü ise belirli siyasi iradelere, yönlendirmeler karşı direnebilecek yasal dayanak yaratmaktır. Örneğin zamanında okul salonunda- 200-, Final oynatmak, faaliyet yaratmak isteyen iktidar yanlıları bu tür baskılar yarattılar.

Sn. Kemal TVF yakaladığı bu açık üzerine bana yüklenmenin yolunu bulduğunu sanarak birçok kelimeyi de sıralamış, yazmış durmuş.

 

Ben de salon için kendinden çok önce “HÖŞGÖRÜ İLE ŞÖYLE YAZMIŞTIM”;

“..Kimileri, nüfusu yaşlısıyla, genciyle, çocukla, çocuğuyla, bebeği ile yüz bini aşmayan Çanakkale’min 1.500 seyircili Anafartalar Salonuna söz söylüyor. Çanakkale’de1990’larda, Hakem kursu açtığım ufak salondan  ( 18 mart – 600 kişi ) sonra Devletin ilin nüfus yoğunluğun göre yapılan salonun  2 500 şartını arıyor…..”

Hatta önce internette Çanakkale bölgesi tesislerine bakmış sonra da telefon ederek yetkililerden bilgi de almıştım.

Anlaşılıyor ki;

Kemal Beler Bey BİRİLERİ GİBİ ders, akıl vermek için fırsat kollamış, canı gönülden dinlerim, bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum.

Ancak Sn. Beler bu yazdıkların 1.500 kişi diye yazdığım yazıyla ne ilgisi var? Ben de salon 1.500 kişiliktir diye yazdım.

Taş taştır. Kuş kuştur. Felsefi çelişkiyi, tümdengelim yöntemi ile sıkı bir ilişkidir, özdeşlik prensibi ne ise odur….

En iyisi ben kendi yazısını yeniden düzenleyerek iade edeyim.

http://www.voleybolmagazin.com/images/yorumIcon.pngKemal Beler (HANÇER BEY - 26.04.2012 21:10:24)
Saygun bey, Yazılarınızı ilgi ile okuyorum.Kısa ve öz yazıyorsunuz.Sizin ve Kemal beyin Altınyurtlulara has edebi bilginizi de hayranım Özellikle Beler beyin cevabi yazılarını okuyunca edebi bilgimizde gelişiyor. Ancak bir türlü yorum yazamıyorum ilgili siteye.Kemal bey Çanakkale'ye gittimi?Salon gördümü? Kendisi hala geçmişte yaşıyor salon yapılma standartları falan.İnsanlar salon için bir şey söylemedi TVF SALON TALİMATI ile oynanan salonun çelişkili olduğunu yazdılar. Hançer Bey neden salon 1.500 kişilik diye yazdı.

ÇELİŞKİ NEDİR (Felsefi) Çelişki kavramı, bir taraftan özdeşlik prensibiyle, diğer taraftan tümdengelim yöntemiyle sıkı bir şekilde ilişkilidir ve bu yüzden doğru düşünmenin, bilimsel düşüncenin merkezinde yer alır. Özdeşlik prensibi: Bir şey ne ise odur. Bir şey aynı şartlar altında kendi kendisinin aynıdır: “ A ; A ” dır. Meselâ taş, taştır, kuş kuştur. Bu prensip, zihin işlemlerinin en esaslı şartı ve diğer bütün prensiplerin temelidir. Bilim de, hükümlerimiz de, akıl yürütmelerimiz de sonunda bu prensibe dayanır. Bir şeyin doğru yahut yanlış olduğuna karar verirken bu prensipten yararlanırız. Özdeşlik prensibinden iki yan prensip daha çıkar: 1) Çelişmezlik prensibi (Tenâkuz / principe de noncontradiction): Şöyle ifade edilir: Bir şey aynı zamanda ve aynı şartlar altında hem var, hem yok olamaz. Yahut bir hüküm aynı zamanda hem tasdik hem inkâr edilemez, yani hem kabul hem reddedilemez. Meselâ, “insan hem canlıdır, hem canlı değildir” diyemeyiz…”

 Kısacası Sn Kemal bey Siz daha gidiyorsunuz. Ben kırk kere gittim döndüm. Senin gibilerin ilk gidişinde yol yordam tarif ediyoruz ama anlamıyorsunuz.

 

ÖZETLE,

Sn. Bal Çiçek,

Sn. Kemal Beler,

Sayın Saygun Keskinin yazdığı “ YAZMAYA DEVAM” devam yazısını iyi okuyacak olursanız,  aslında yenilir yutulur cinsten bir yazı değil. İçinde “Aşk, sevgi,yaranma duygusu,menfaat,zavallı………….” ne istersen var.

Bütün bunlara rağmen ben şöyle yazdım.

 

 Sn. Saygun Keskin kardeşim son yazısında, “Yazmaya Devam” diyor. Bu beni çok sevindirdi. Bir de yazısının içeriğini okuyup, derinlemesine inceleyip düşündüğümde, sevincim daha da çok arttı.

Artık Sn.Saygun Keskin için,  bu iş  bu kadar uzun sürmesine rağmen söylenecek tek şey var,

 

“Kaybolmuştu bulundu,

 Ölmüştü dirildi.”

 

Çünkü çok küçük de olsa O’da bir ışık görmeye başladım.

Kaderimde tekrar;

Voleybolcu Yazar SAYGUN KESKİN’i KURTARMAK varmış. Ne mutlu bana.

YAZ SAYGUN YAZ.

 

Şimdi de Sizleri kurtarmam gerekecek. Ama hepinize birden gücüm yetmiyor.

EĞİTİM ŞART.

 

SAYGILARIMLA,

ARİTUN HANÇER

29.04.2012